Days of Remembrance

Turkish · Bahá'u'lláh

Add range:

Dil, en yüksek bir beyan ile söz söyleyip Kelime, en yüksek bir sesle: "Padişahlık Göğün Yaratıcısı ve İsimlerin Mâliki Olan Tanrı’ya Mahsustur." diye nida eylediği halde, insanların çoğu gafil. Rahmanın terennümleri, bütün imkân aleminde bulunanları aldığı, gömleğin kokusu kutsiyet memleketlerini sardığı ve İsm-i A’zam’ın tecellileri bütün dünyada olanların üzerinde görüldüğü halde, insanlar, halâ ışık sızdırmaz bir perde içerisinde.

Ey Kalem-i Alâ! Kibriyâ’nın lahnine göre tegânnî et. Çünkü, isimler melekûtunu, yüceler yücesi ismimizle süsleyen günün hulûlü münasebetiyle, vuslat râyihalarını seziyoruz. Bu isim öyle bir isimdir ki; arşın yanında anılacak olur ise, huriler derhal en güzel nağmeleriyle tegânnîye, güvercinler en tatlı ötüşleriyle ötmeye ve Rahmanın dili, mürsellerin rûhlarını ve onlarla birlikte muhlislerin ve mukarreblerin rûhlarını vecde getirecek sözler söylemeye başlar.

Bu gecededir ki; Kıdem Sabahı, onun gündüzünden doğdu ve alem, o parlak ufuktan saçılan ışıklarla ışıklandı.

Söyle: O öyle bir gündür ki; Tanrı, onda bu Büyük Haberi insanlara müjdelemek için gönderdiği kimse vasıtasıyla hakikatle söz söyleyen kimsenin ahdini almıştır.

O gündedir ki; En Büyük Alâmet görünerek bu En Büyük İsmi bahis mevzuu yaptı.

O gündedir ki; mümkînler, ayetlerden yayılan hoş kokuların tesiri altında sarhoş oldular. Ne mutlu o kimseye ki, kendi Mevlâsını tanır ve ermişler zümresine katılır.

Söyle: O, ümmetler arasında en büyük terazidir ve miktarlar her şeyi bilen hikmetlinin katından, Onun vasıtasıyla zâhir oldu. O, kendi beyanının şarabıyla akıl sahiplerini sarhoş etti ve Benim bütün alemlere müheymin ismimin saltanatıyla perdeleri yırttı.O, Beyanı bu Bahçenin yapraklarından bir yaprak yaptı ve onu bu güzel anının anısıyla süsledi. O, insanlara, kendi kendilerini Kıdem Maşrıkından geri tutmamalarını, Onun Zuhuru sırasında kendi bildikleri hikaye ve masallara yapışmamalarını tavsiye etti. Onun katından zâhir olan şeyde işte hüküm böyle sâdır oldu. Bunun böyle olduğunu "Aziz ve Kerîm Allah, Benden Başka Yoktur." diye hak üzere söz söyleyen kimse tanıklık eder. Sonrakine arka çevirmiş olanlar, evvelkine de inanmamışlar demektir. İlletlerin Mâliki olan kimsenin, bu doğru tarzda verdiği hüküm işte böyledir.

Söyle: O, bu Kök’ün müjdesini size verdi; dal yüzünden ondan uzak kalmış olanlar gerçekten ölüdürler. Fer’, kavmin yapıştığı ve kavmin aziz ve hamid olan padişah Tanrıdan yüz çevirmesine sebep olan şeydir. O nazil olan her bir şeyi Benim kabulüme ta’lîk etmiştir. Her bir şeyi, bu mübrim ve mübin Emre ta’lîk buyurmuştur. Eğer Ben olmasaydım, ağzını açıp da bir harf bile söylemez, kendi kendisini göklerin ve yerlerin arasında ortaya çıkarmazdı.O, çoğu zaman benim garipliğim, mahpusluğum ve belâlarım için ağlamıştır. Bunun böyle olduğuna, Beyan’da yazılı olan şeyler tanıklık eder. N’olaydı bilenlerden olaydınız!

Kuvvetli ona derler ki; Tanrının kuvvetiyle onun özgesinden kesilir. Zayıf ona derler ki; Tanrının Vechinden, açık bir saltanat ile zâhir olduğu sırada, yüz çevirir.

Ey yeryüzü sakinleri! Bu günde Tanrıyı anınız. Rûh, bugünde dile geldi. Aziz ve memnân olan Tanrının kelimesi ile vücûda gelmiş olanların hakikatleri bu günde urûc eyledi.

Bugün, sevinip neşelenmek, en güzel elbiseyi giymek, Rabbı tehlîl etmek ve bu büyük fâzıldan ötürü Tanrıya şükürler sunmak, her bir kimse için takdir olunmuştur. Allah’ın muradına faiz olanlara ne mutlu! Ve vay gafillere!

Bu levih, bu gece nazil olunca, onun bir inâyet olmak üzere sana gönderilmesine izin verdik. Bundan ötürü, Allah’a şükür etmelisin. Bu levih eline geçince, onu, ahbap arasında oku; oku ki, herkes Azamet Lisânının söylediğini işitip ona göre amel eyleyenlerden olalar. Muhlislerin vücutlarını süsleyen şey ile seni muhtâr ve müzeyyen kıldık.

Alemlerin Rabbına hamdolsun.

Doğum Bayramı geldi ve muktedir, aziz ve vedûd olan Tanrının Cemâli, Arş üzerine yerleşti. Ne saadet o kimseye ki, bu Günde, Vechin önüne gelir ve müheymin ve kâyyum olan Tanrının gözü ona bakar.

Söyle: Biz, padişahlar aleyhimize harekete geçtikleri halde, bu bayramı Sicn-i Âzam’da tutuk. Zalimlerin satveti ve dünyanın orduları, Bizi geri tutamadı. Rahmanın bu mahmûd makamda şahadeti budur. Söyle: İtminanın özü, imkânın yaygaralarından hiç telaş eder mi? Onun, olmuş ve olacak her şeyin üzerine parlayan Cemâline yemin olsun ki; aslâ. Bu, Tanrı’nın bütün şeyleri kuşatan satvetidir. Bu Onun her şahid ve meşhud üzerine müheymin kudretidir.

İktidar ipine yapışınız ve sonra Rabbınızı her gizli görünmez üzerine ışık serpen bu fecirde anınız. Kıdem Dili, ağzı mühürlü şarabın açılmasına şahid olan bu günde, işte böyle söz söyledi. Tanrıya küfreylemiş olanların boş inançları, sizi ıstıraba düşürmesin veya sanılar, sizi, bu kurulu köprüden uzak tutmasın.

Ey Bahâ Ehli! Rahman olan Rabbınızın sevgisi havasında ferâgat kanatlarını açıp uçunuz ve sonra Ona Levh-i Mahfuzda yazılı olan şey ile yardımda bulununuz. Herhangi bir kimse ile mücadelede bulunmayınız. Ortaya, Tanrının râyihası ve beyanı ile çıkınız. Bütün yüzler, bunlarla Hakka döner. Bugün, gaflette kalanlar, kendi nefsani arzularının şarabı ile sarhoş olup, anlamaktan mahrumdurlar. Ne mutlu Rabbının ayetlerine matlâ olan Kimseye, huzû’ ve nedâmet içerisinde yönelene!

Ve sen, insanlar içerisinde ayaklan ve sonra onlara aziz ve muhtâr olan Rablarının Kitabında inmiş olanları hatırlat. Söyle: Tanrıdan korkunuz, her şüpheci fâcirin peşinde gidenlerin ve vehimlerine uymayınız. İsimlerin Mâliki olan Rabbınızın tahtı yönüne, aydın yüreklerle yöneliniz. O, gerçekten, sizi hakikatle kuvvetlendirir. Aziz ve Mennân Tanrı ancak Odur.

Ulu Deniz gözlerinizin önünde dururken, su birikintilerine ne koşup duruyorsunuz? Yüzlerinizi bu yana çeviriniz ve her hilekâr müşrike uymayınız. İşte, Ölümsüzlük Horozu, Sidret’ül-Münteha’mızın dalları üzerinde böyle öttü. Tanrıya yemin olsun; O öyle bir ötüş öttü ki; Mele-i Alâ, sonra isim şehirlerinin sakinleri ve daha sonra, sabah akşam Arş’ın çevresini dönenler, vecde geldiler. Rahman olan Rabbınızın meşiyyet göğünden beyan sağanakları işte böyle boşandı.

Ey Kavim! İleri geliniz, Tanrının âyetleri ile, -o ayetlerin indiği sırada- mücadele eyleyenler ve Rahman olan Rabbınıza –hüccet ve bürhân ile geldiği sırada- küfreylemiş bulunanlara uymayınız.

Ey aşıklar ma’şeri! Tanrıya yemin olsun, bu gece benzeri imkânda görülmemiş bir gece. Bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından; O, aziz ve mennân olanın katından!

Onda rûh, iç titreten bir ötüş ile öttü ve dedi: Sevininiz, ey Rızvânın hakikatlarında bulunan Yüceler Zümresi, sevininiz!

Sonra, kudsiyet ve ihsân çadırının arkasından seslendi Tanrı ve dedi: Bu gecedir ki, Rahmanın Hakikatı doğdu ve her bir ezeli sır, Sübhanın kaleminden aktı.

İmdi, sevininiz, ey Beyan Ehli, sevininiz!

Ondadır ki, Güvercin dallarda, budaklarda ses verdi ve dedi: Müjdeler olsun size, ey Rızvân Ehli, müjdeler!

Ondadır ki, lika’nın üstünü kapatan celâl perdeleri örtüsü yarıldı ve Firdevs Kumrusu, cennetlerin göbeğinde öttü, ırladı.

Sevininiz, siz ey zaman şehrinde bulunan kudsiyet heykelleri, sevininiz!

Ondadır ki, Tanrı bütün ulu İsmiyle tecelli etti ve her parıldayan nezîh kalbin üzerine oturdu.

Müjdeler olsun size, ey Beyan Ehli, müjdeler!

Ondadır ki, gûfran denizleri dalgalandı ve ihsân yelleri esti.

Sevininiz, siz ey Rahmanın eshâbı, sevininiz!

Ondadır ki, imân ehlinin bütün isyanı yarlıgandı.

İmkânın iç katındaki yaratıklara bu ne beşâret, ne beşâret!

Söyle: Bu gece öyle bir gecedir ki, cömertlik ve fâzıl, izzet ve îkan sahifelerinde bol bol takdir olundu. Öyle ise, kalksın artık bütün hüzünler, bütün şeylerden her bir an ve zaman.

Şu halde, yürekleriniz sevinçle dolsun, ey varlık memleketlerine girenler, sevinçle dolsun!

O anda rûh münâdîsi yükseklik ve yüceliğin merkezi olan beka kutbundan nida ediyor. Bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, aziz ve mennân olanın katından!

Tanrıya and olsun, misk kutusu, şevket ve saltanat sahibinin kudret eliyle açıldı.

Bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

O, nûr şarabını Sübhanın Cemâline mâkes olan Ahâdiyyet Yusufunun eliyle çevredekilere dağıttı.

Bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

İmdi, ey insan topluluğu, koşunuz ve bu hayat selsebîlinden bardak bardak içiniz.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Söyle; Ey aşıklar zümresi! Mâşukun Cemâli örtüsüz perdesiz parladı.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Siz ey ahbap ma’şeri! Mahbûbun Cemâli kudsiyet ufkundan doğdu, geliniz, geliniz, bütün rûhlarınızla geliniz, siz ey Beyan eshâbı.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Hüccet ve bürhân, Tanrının kendi kadîm nefsinde kıyamı üzerine Kıyamet koptuğundan apaçık ortada göründü.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Devirler döndü, kevirler tekrarlandı ve nurlar behcete boğuldu ve bütün bunlar, Tanrının her dallı ağaç üzerine tecellisi üzerine vukua geldi.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Geliniz, geliniz ey seçkinler topluluğu! Rûhlar hazır oldu, yeller esti, hayaletler zâil oldu ve ölümsüzlük dilleri her dallı ağacın üzerinde terennüm etti.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Tanrıya and olsun, perdeler yırtıldı, hâiller yakıldı, delâletler açıldı ve işaretler kudret ve iktidar sahibinin iradesiyle yükseldi.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Sevininiz ve bu gizli saklı remzi ketmedip açığa vurmayınız, olmaya ki, tadına doyum olmayan bu şarabı ve ondan kadeh kadeh içtiğinizi yabancılar duyalar.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Ey Beyaniler! Tanrıya yemin olsun, nimet tamam oldu, rahmet kemalini buldu ve Tanrı vechi sürûr ve safa ile parladı.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!

Siz ey arkadaşlar ve siz ey dostlar! İçiniz, içiniz bu parlak ve şa’şaalı selsebîlden.

Ve bu cidden bir fâzıldır Tanrının katından, ulvî ve mennân olanın katından!