Bahá'u'lláh'ın Levihler'i

Turkish · Hz. Bahaullah

Dua Kitabı BH02183

Add range:
Yüceler Yücesi Tanrı O’dur Bütün iyiliklerin kökü; Tanrı’ya güvenmek, buyruğuna boyun eğmek ve razı olduğuna razı olmaktır. Hikmetin kökü; zikri aziz olan Tanrı’dan korkmak, güç ve öcünden çekinmek, adalet ve hükmü karşısında titremektir. Dinin başı; Tanrı katından ineni ikrar edip yüce kitabında emrettiklerine uymaktır. İzzetin kökü; kulun Tanrı tarafından verilen rızka kanaat edip kendisi için takdir olunanla yetinmesidir. Sevginin kökü; kulun Sevgili’ye yönelip O’ndan başkasına arka çevirmesi ve Mevla’sının isteğinden başka bir isteği olmamasıdır. Gerçek zikir; Anılan’ı anıp ötesini unutmaktır. Levhin Arapça adı:“Asl-ı Küllü’l-Hayr” Tevekkülün başı; kişinin dünyada bir iş güçle meşgul olup geçimini sağlaması ve Tanrı’ya sımsıkı yapışıp gözünün ancak Mevla’sının fazlında olmasıdır. Çünkü kulun işleri hep O’nun elindedir. Feragatin başı; Tanrı’nın yönüne yönelmek, O’na gelmek, O’na bakmak, önünde tanıklık etmektir. Anlayışın başı; fakirliği itiraf edip sultan, aziz ve dilediğini yapan olan Tanrı’nın iradesine seve seve boyun eğmektir. Güç ve cesaretin başı; Tanrı Sözünü yüceltip O’nun sevgisinde sebattır. İhsanın başı; kulun Tanrı’nın verdiği nimeti gizlememesi, her zaman ve her bir halde şükretmesidir. İmanın başı; sözde azalıp işte çoğalmaktır. Sözü işinden çok olanın, yokluğu varlığından ve ölümü kalımından iyidir. Esenliğin kökü; susmak, akıbete bakmak ve dünyadan vazgeçmektir. Yüce gönüllülüğün başı; kişinin kendisine, ailesine ve din kardeşleri arasındaki yoksullara bakmasıdır. Servetin başı; Benim sevgimdir. Beni seven her şeyin sahibidir; Beni sevmeyen ise gerçekte fakir ve muhtaçtır. Bu, yüce ve nurlu Parmağın yazdığı şeydir. Bütün kötülüklerin kökü; kulun Mevla’sından gafil kalıp nefsinin isteklerine rağbet göstermesidir. En yakıcı ateş; Tanrı ayetlerini yalanlamak, O’nun katından inenle savaşmak, O’nu inkâr etmek ve O’nun karşısında kibirlenmektir. Bütün bilgilerin kökü; ulular ulusu olan Tanrı’yı tanımaktır; bu ise ancak O’nun nefsinin Mazharını tanımakla olur. Zilletin başı; Rahman’ın gölgesinden çıkıp, şeytanın gölgesine girmektir. Küfrün başı; Tanrı’ya ortak koşmak, O’ndan başkasına bel bağlamak, yargılarından kaçmaktır. Hüsranın kökü; nefsini tanımadan bu dünyadan göçüp giden içindir. Senin için bütün bu söylediklerimizin başı; insaftır. İnsaf, kişinin kuruntu ve taklidi bırakması, Tanrı’nın yapıp meydana getirdiği şeyleri teklik gözüyle görmesi ve her şeye keskin bir bakışla bakmasıdır. İşte sana böyle öğrettik ve Hikmet Sözleri’ni böylece açıkladık. Öyle ki Rabbin Allah’a şükredesin ve tüm insanlar arasında övünesin.

KERMİL LEVHİ BH02324

Add range:

Celîl olsun bu Gün! Bu Gün, Rahmânın güzel kokulu merhamet yellerinin imkân dünyasına estiği gündür. Bu Gün, şanına geçmiş asır ve devirlerin yetişemeyeceği kadar kutlu bir gündür. Bu Gün, Kıdem Cemâlinin Kendi mukaddes makamına yöneldiği gündür. Kıdem Cemâlinin Kendi mukaddes makamına yönelmesi üzerine , bütün yaratıklar ve onların ötesinde Yüceler Zümresi yüksek sesle çağrıştılar: "Koş, ey Kermil koş! İşte İsimler Ülkesinin Sultanı ve göklerin yaradanı olan Rabbın Cemâli senin üzerine oturdu."

Bunu işiten Kermil Dağı sevincinden vecde geldi, sesini yükseltti ve haykırdı: "Ey gözlerini bana çevirip, adımlarını bana yöneltmek lütfunda bulunan! Canım Sana kurban. Ey ebedi hayat kaynağı! Ayrılığın beni bitiriyor, huzurundan uzak kalışım rûhumu yakıp kavuruyordu.

Hamdolsun Sana ki, çağrına icâbet etmeme beni muvaffak kıldın; Kendi Gününün hayat verici hoş kokusuyla ve Kendi Kaleminin heyecanlandırıcı sesiyle beni canlandırdın. Senin Kalemin, İsrafilin borusu. Her mukavemeti kıran mübarek Emrinin zuhuru saati çalınca, rûhundan Kendi Kalemine üfledin ve işte o anda bütün yaratık dünyasının temeli sarsıldı, bütün yaratıkların Mâliki olanın hazinelerinde saklı sırlar insanlara münkeşif oldu."

Kermilin bu haykırışı Yüce Makamımıza erişince cevap verdik: "Ey Kermil! Şükürler sun Rabba! Ayrılık ateşiyle yanıp kavrulduğun bir sırada huzurumun denizi senin karşında dalgalandı, seni ve bütün yaratıkları, görünür görünmez herşeyi sevinçle doldurdu. Sevin, şâd ol: Tanrı bu gün Kendi Tahtını senin üzerine kurdu, seni Kendi ayetlerinin matlaı, bürhânlarının maşrıkı yaptı. Ne mutlu senin çevreni dönenlere! Ne mutlu senin şanlı adını yayanlara! Ne mutlu Rabbın Allah’ın sana gösterdiği lütuf ve keremi birbirlerine anlatanlara! İmdi, celâl sahibi Rahmânın ismiyle ölümsüzlük kadehini alıp iç ve sana olan merhametinin bir nişanesi olmak üzere, kederini sevince çeviren Rabbına şükürler sun. O, Kendi tahtının makarrını, ayaklarının bastığı yeri, huzuruyla müşerref olan bu noktayı, nidasının yükseldiği bu mahalli, gözyaşları döktüğü bu mekânı gerçekten sever.

Ey Kermil! Siyon’a seslen ve şu müjdeyi ver: "Fani gözlerden nihân olan geldi. Onun herşeyi yenici hâkimiyeti meydana çıktı. Onun herşeyi kaplayan parıltısı ayan oldu. Sakın durma, duraklama. Koş, gökten inen Tanrı Şehrini tavaf et. Allah’ın in’âm ettiği kimselerin, saf yüreklilerin, mukarreb meleklerin secde ederek tavaf ettikleri bu Semâvî Kâbenin çevresini dön dolaş. Bu zuhurun müjdesini yeryüzünün her noktasına ve her şehrinegötürmeyi ne kadar isterdim! Bu zuhur, Sina’nın aşık olduğu zuhurdur. Onun ismiyledir ki, Yanar Çalı:’Yerin ve göğün padişahlıkları Rabların Rabbı olan Allah’a mahsustur’ diye çağırmaktadır. Hakikaten söylüyorum: Bu gün, kara ve denizlerin bu müjdenin sevinciyle çırpındıkları gündür. Ezelden beri bir çok şeyler fani akılların ve kalplerin idrakine sığmayan bir lütuf ve kerem eseri olarak bu Gün için saklanmıştır. Yakında Allah Kendi Gemisini senin üzerinde yüzdürecek ve isimler kitabında anılı Bahâ Milletini şühûd alanına çıkaracaktır. " Mukaddes olsun insan cinsinin Rabbı! Onun isminin anılmasıyla yerin bütün zerreleri titreşmiş, Ululuk Dili, Kendi bilgisinde gizli ve kudretinin hazinelerinde saklı şeyleri açığa dökmek için harekete gelmiştir. O, aziz ve yüce isminin gücüyle yerde gökte olanların mutlak hâkimidir.